AKP iktidarlarıyla yaygınlaşan taşeron işçilik, emekçinin en büyük baş ağrılarından biri olmayı sürdürüyor. 150 bin taşeron, hükümetten kadro bekliyor.
Kamu sektöründe oldukça fazla olan taşeronluk bir anlamda kiralık işçi anlamına geliyor. Asıl bağlı olduğu firmanın başka firma ile yaptığı sözleşme uyarınca düşük ücretle, iş güvencesinden yoksun başka iş yerlerinde çalışmak zorunda kalıyorlar.
Taşeron işçilik, özel ve kamu iş yerlerinde uzun süredir uygulanan emeği sömüren bir sistem. Özellikle 2002 yılından bu yana oldukça yaygınlaştı ve  istihdamın her alanında öne çıktı. 2006 yılında iş yasasında yapılan değişiklik ile kamuda taşeron işçiliğin alanı iyice genişletildi. Yargının kamuda hileli taşeron işçi çalıştırıldığını saptayan kararlarına karşın emek sömürücü sistem, buralarda devam ediyor.
2017 yılında kamuda çalıştırılan taşeron emekçilerin bir bölümü kadroya geçirilirken, diğerleri kapsam dışı bırakıldı. Her seçim döneminde siyasi iktidarın vaatlerinden biri olmasına rağmen “taşeronlara kadro” sözü bir türlü yerine getirilmedi. Emekçiler sürekli oyalandı. Özellikle belediyeler ve il özel idarelerindeki şirketler aracılığı ile emek sömürücü taşeronluk sürüyor. Sağlık, temizlik, güvenlik ve belediye hizmetlerinde istihdam edilen taşeronların sayısı, her geçen gün artıyor. Yeni alımlarla güvencesiz çalışma sistemi genişliyor, modern kölelik sistemi derinleşiyor.
İşçilerin, iş güvencesinden yoksun işverenin insafına bırakılarak yetersiz ücretlerle çalıştırılmalarından ötürü “Emeği sömüren sistem” olarak adlandırılan taşeronluk, aynı zamanda insanlık onuruna yakışmayan istihdam türü. İşçiler, her türlü baskıya maruz kalmasına rağmen işsizlikten bu biçimdeki çalışmayı kabulleniyor. Taşeronlar sahipsiz, kendilerini koruyacak kimseleri yok.
Kamuda halen 150 bin taşeron işçi mevcut. Siyasi iradeden verdiği sözler doğrultusunda kadroya alınmalarını bekliyorlar. Aslında insan onuruna aykırı taşeronluğun kamuda tümü ile sonlandırılması gerekiyor. Kara kışın dondurucu soğuğunda kapanan yolları ulaşıma açmaya çalışan, enerji nakil hatlarında aksamama yaşanmaması için canı pahasına metrelerce yükselikte direklere tırmanan, herkes yatağında mışıl mışıl uyurken sabahın erken saatlerinde sokak ve caddeleri temizleyen, sağlık sektöründe özveri ile çalışan taşeronların analarının ak sütü gibi helal kadrolu olmaları. Böylelikle emeğinin hakkını eksiksiz alırlar.
Önümüzdeki günlerde işçi sendikaları konfederasyonları ile hükümetin 700 bin kamu işçisi adına oturacakları toplu sözleşme masasında bu konu gündeme gelecektir kuşkusuz. Zira emekçinin en büyük baş ağrısı olan taşeron işçilik, hiç olmazsa kamuda çözüme kavuşturulmalı. 
Kadro bekleyen taşeronlar şunlar: Kamu çağrı merkezi çalışanları, belediye şirket çalışanları, Vakıfbank güvenlikleri, kamu hastanelerinin strelizasyon ve dezenfeksiyon, HBYS çalışanları, radyoloji ve MR çalışanları, biyomedikal çalışanları, fizyoterapistler, diş protez çalışanları, ASM grup elemanları, karayolları çalışanları, laboratuvar teknikeri ve teknisyenleri, yemekhane çalışanları, KİT çalışanları, sosyal tesis çalışanları, PTT çalışanları, İLBANK çalışanları, şehir hastanesi çalışanları...