Türk halk edebiyatının önemli bir parçasıdır ve özellikle 20. yüzyılın başlarında geleneksel bayramların nasıl yaşandığına ve o dönemin nostaljik havasına duyulan özlemi dile getirir. Bu ifadeyle, geçmişteki bayramların insanlar üzerindeki etkisi ve o zamanlardaki coşku ile günümüz bayramlarının karşılaştırılması yapılır.
Eski bayramlar, toplumun en önemli dini ve kültürel kutlamalarından biriydi. Bayramlar, sadece dini bir anlam taşımakla kalmaz, aynı zamanda insanlar arasında güçlü bir sosyal bağın oluşmasına da olanak tanırdı. Bayramda, her yaşta insanın bir araya geldiği, akraba ve komşu ziyaretlerinin yapıldığı, büyüklerin ellerinden öpülüp hayır duaları alındığı bir ortam vardı. İnsanlar, bayramı, birlikte vakit geçirmek, sevinç ve huzur içinde kutlamak için sabırsızlanırdı.
Bayram sabahları, insanlar erken kalkar, en güzel elbiselerini giyer, özellikle çocuklar yeni giysileriyle bayramın neşesine ortak olurlardı. Çocuklar, sabah namazından sonra bayramlaşmaya giderek büyüklerinden harçlık alırlardı. Eski bayramlar, aynı zamanda insanlar arasındaki yardımlaşma ve dayanışmanın en belirgin olduğu zamanlardı. Fakir olanlar unutulmaz, onlara bayramlık giysi ve para verilir, bayramda herkes eşit bir şekilde sevinç yaşardı.
Evler bayram için özel olarak süslenir, yiyecekler ve tatlılar hazırlanır, özellikle baklava, lokum ve şekerlemeler bayram sofralarını süslerdi. Komşular birbirlerine tatlı ikram eder, evler arasında bayram hediyeleri gönderilirdi. Bu, bayramın sadece dini boyutunun ötesinde bir sosyal paylaşım ve kaynaşma ortamı sunduğu anlamına geliyordu.
Ancak günümüzde bayramlar, eski coşkusunu yitirmiş, insanların yoğun iş temposu ve hayat tarzı nedeniyle pek çok gelenek zamanla unutulmuş ve bayram kutlamaları daha az kalabalık ve daha bireysel hale gelmiştir. Bu da, "Nerde o eski bayramlar?" sorusunu gündeme getirir. Zamanla değişen toplum yapısı, teknolojinin ilerlemesi ve bireyselleşme, bayramların eski geleneksel anlamını kaybetmesine neden olmuştur.
Bugün, bayramlar hâlâ kutlanmakta, ancak eski bayramların o sıcak, samimi atmosferi ve toplumsal dayanışma havası büyük ölçüde kaybolmuştur. "Nerde o eski bayramlar?" sorusu, hem bir nostalji hem de geçmişteki değerlerin korunması gerekliliğine dair bir hatırlatmadır. Geleceğe yönelik, geçmişin güzel geleneklerinden bazılarını yaşatmak ve bayramları sadece dini bir kutlama olarak değil, aynı zamanda bir kültürel miras olarak görmek önemli olabilir.
Sonuç olarak, eski bayramlar, yalnızca birer kutlama değil, aynı zamanda toplumun değerlerini, insan ilişkilerini, dayanışma ve yardımlaşmayı simgeleyen zamanlardı. O eski bayramların özlemi, kültürümüzün, toplumsal bağlarımızın ve insanlığın kaybolan yönlerine dair derin bir hüzün taşır.